TURAN JEOPOLİTİĞİ

Altaylardan Tunaya

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa Yayın Tanıtımı KİTAP TANITIMI Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları

Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları

E-posta Yazdır PDF

Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları

Ümit ÖZDAĞ

Yıllarca önce Türk Diplomatik adlı bir dergi vardı. Son derece kaliteli, Türk Dünyası ve uluslar arası ilişkiler konusunda uzmanlaşmış bir dergi idi. "Türk Diplomatik" Erol Cihangir tarafından çıkarılmaktaydı. Değerli araştırmacı Erol Cihangir, artık Turan dergisini yönetiyor. Hani Şeyh Şamil’in duasında bir sitem vardır ya, “Şamil’i bilmeyen Ata’sını ne bilir?” diye, biz de “Turan dergisini bilmeyen de Yeniçağ gazetesini ne bilir?” diyerek bu sitemi bir başka boyuta taşıyabiliriz. Çünkü Turan dergisi öyle önemli bir dergidir.

Erol Cihangir sadece Turan dergisinin genel yayın yönetmeni değil aynı zamanda Doğu Kütüphanesi adlı yayınevinin de sahibidir. Doğu Kütüphanesi, güncel konulardan çok tarihi araştırmaları yayınlayan ihtisaslaşmış bir yayınevidir. Bugünlerde Erol Cihangir, büyük bir projeye imza attı ve İsmail Hami Danişmend’in İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi adlı altı ciltten oluşan dev ansiklopedik kitabını yayınladı. Ancak bu konuya bir başka yazımda değinip, bugün Doğu Kütüphanesi’nin yayınladığı bir başka çok önemli kitaba değinmek istiyorum: Kitabın adı, Yeniçeri Ocağı-Tarihi ve Yasaları. Kitabın yazarı, değerli tarihçi Orhan Sakin.

Yeniçeri Ocağı-Tarihi ve Yasaları, kuşe kağıt, pahalı baskı gibi özel ürünler kullanılmamış olmasına rağmen, baskı kalitesi açısından bugüne değin gördüğüm en şık ve kaliteli baskıya sahip kitap. Bu tür kitaplarda alışık olmadığımız şekilde kitabın içinde onlarca büyük bir bölümü renkli olan resimler ile yeniçerilerin değişik sınıflarının ne giydiklerini görmek mümkün. Ancak kitap sadece şekil açısından mükemmel değil. Osmanlı arşivlerinde uzman olarak çalışan ve bu kitabından önce Türk tarihi ile ilgili 12 değerli esere imza atan Orhan Sakin, Yeniçeri Ocağı-Tarihi ve Yasaları adlı kitabında 200 seneden bu yana geçerli olan ve genel kabul gören bir teze meydan okuyor, sarsıyor. Orhan Sakin’in savunduğu tezi 18 yaşında iken bir cümlede özetlenmiş şekilde rahmetli Dündar Taşer’den okuduğumu hatırlıyorum. O zaman garipsemiş, dudak bükmüştüm. Ve şimdi Dündar Taşer’in neden Dündar Taşer olduğunu bir kez daha anlıyorum. Allah rahmet eylesin.

Yazının devamı için: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=20603