TURAN JEOPOLİTİĞİ

Altaylardan Tunaya

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Osmanlı’da Üstün Yetenekliler Fabrikası: Enderun Mektebi

E-posta Yazdır PDF


Osmanlı’da Üstün Yetenekliler Fabrikası: Enderun Mektebi


"Enderun, yaman bir değerlileri seçme, beden ve kafaları yapılandırma makinesidir."
 Lucette Valensi, Venedik ve Bâb-ı Âli

Osmanlı Devleti’nde eğitim, sibyan mekteplerinden medreselere ve oradan da tekkeler ve meclisler gibi yaygın eğitim kurumlarına kadar geniş bir yelpazeye yayılıyordu. Zaten birkaç neslin bir arada yaşayabildiği pederşâhî aile yapısı, zengin bir eğitim ve bilgi aktarması sürecine sahne oluyor, şimdiki gibi bütün ağırlığın örgün eğitim kurumlarının sırtına yüklenmesine fırsat bırakmıyordu. Şimdilik genel eğitim sürecini bir kenara bırakarak, Osmanlı Devleti’ne ve sarayına asker ve sivil bürokrat yetiştirmesi için kurulan “özel” bir eğitim kurumundan, Enderun Mektebi’nden söz edelim. Enderun denilince, Osmanlı Devleti’nde medrese haricindeki en köklü eğitim kurumundan bahsettiğimizi bilmekte fayda vardır.*

Enderun’un “özel” bir eğitim kurumu olduğunu söylerken, kastımız, bu okulun hem belirli bir amaç için kurulmuş bir ‘meslek okulu’ özelliğini vurgulamak, hem de burada okuyan öğrencilere eğitim ve öğretimin özelleşmiş, ihtisaslaşmış bir türünün verildiğini söylemekti. Kaynaklarda zikredildiği kadarıyla, hazırlık okulları hariç Topkapı Sarayı’nın bünyesinde Fatih Sultan Mehmed tarafından kurulmuş olan bu okul, ‘kitle’ eğitiminden ziyade, yükseldikçe alanı daralan bir piramit gibi düşünülmüş ve piramidin tepesine tırmanmayı özendiren ve zorlaştıran sıkı bir disiplin ve eleme düzeni üzerine oturtulmuştu. Laübaliliklerin, kuralların haricine çıkmaya yönelik teşebbüslerin ve başarısızlığın prim yapmadığı, daha doğrusu elenerek ve “çıkma” yapılarak cezalandırıldığı bir sistem sözkonusuydu Enderun’da. İşte bu disiplindir, Enderun’u sadece Türk-İslam eğitim tarihinde değil, dünya eğitim tarihinde dahî istisnaî bir örnek uygulama, bir proje haline getiren şey. Bazı uzmanların, Osmanlıların elit sirkülasyonunu sağlayan bu rekabetçi ve başarısızlığı affetmeyen buluşuna ‘eğitim mucizesi’ demeyi tercih etmeleri bu yüzdendir.

Dünyanın ilk ‘kamu yönetimi okulu’ olarak da nitelenen Enderun’da öğrenci seçimi, devşirme uygulaması, devşirilen çocukların yetişmesi için altyapı vazifesi gören belirli saray okulları (Galata Sarayı, İbrahim Paşa Sarayı, Edirne Sarayı ve İskender Çelebi Sarayı), sık sık imtihan etmek suretiyle öğrenci eleme usûlü, elenenlerin sokağa bırakılmayıp başka (yan) hizmetlerde değerlendirilmesi, yeteneklilerin tespiti, eğitimde teori-pratik bütünlüğü ve en önemlisi de, adâb-ı muaşeret kurallarının öğretilmesi, önemli bir yer tutmaktadır. Bilgiyi ahlâkla beraber verme, teoriyi uygulamalı olarak öğretme, Enderun’un ana gayelerinden olmuştur. “Enderun Efendisi” veya sadece “Enderunlu” tabiri, artık nesli tükenmiş olan “İstanbul Efendisi” tabirinin eşanlamlısı olarak kullanılmıştır.

Devamını oku...
 

Osmanlı Devletini Cihân Devleti Yapan Kurum: Enderun Mektebi

E-posta Yazdır PDF


Üstün zekâlıların ve yeteneklilerin eğitim-öğretimi için kurulan ve Türk-İslam Eğitim Tarihi’nde olduğu kadar, Dünya Eğitim Tarihi’nde de çok önemli yere sahip olan Enderun Mektebi, tarihten günümüze eğitimde çok önemli bir yer tutmaktadır.

Enderun, bir şeyin iç kısmı, iç yüzü, dâhili, harem dairesi gibi anlamlara gelmekte olup Enderun Mektebi ise Osmanlı Devleti’nde mülkî, idarî, diplomatik ve diğer önemli kadronun yetiştirildiği yerdir. Bu bağlamda Enderun Mektebi, dünyanın ilk “kamu yönetimi okulu” olarak da nitelendirilebilir. Osmanlı’yı cihan devleti yapan kurumların en başında bu Enderun Mektebi gelir ki, Osmanlı Devleti’nin ihtiyaç duyduğu devlet adamı kadrosu bu mektepten yetişirdi.

Bu mektepte öğrenciler, üstün zekâlılara ve çeşitli yeteneklere yönelik programlarla ve testlerle, ortalama 15 yıllık bir eğitimden geçtikten sonra, devletin ihtiyaç duyduğu üst düzey idarî/bürokratik ve askerî personelin yetişmesi sağlanmıştır. Nitekim bu konuda, önde gelen tanınmış psikologlardan Amerikalı Lewis Terman (Stanford-Binet adlı zekâ testini bulan kişi) Enderun Mektebi’ne alınan çocuklar için şunları söylemektedir: “Zekâ seviyesini ölçmek için ilk defa test yöntemi, Osmanlılarda Enderun mektebine seçilen öğrenciler için uygulanmıştır.” Amerikalı ünlü eğitimci Andreas Kazamias’ın Platon’un idealindeki okul olarak nitelediği Enderun, tarihçi Mustafa Armağan’ın da tam bir isabetle ifade ettiği gibi “Üstün Yetenekliler Fabrikası”ydı. Gerçekten de kişinin yeteneklerine değer verip onları en iyi biçimde geliştiren Enderun Mektebi, Türklerin düzenli, kendine özgü bir eğitim sistemini kurup başarılı sonuçlar aldıklarını göstermekte ve dünya eğitim tarihinde de önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda Enderun Mektebi, üstün yeteneklilerin eğitiminde “dünyadaki ilk sistemli eğitim” örneğini oluşturmaktadır. Öyle ki pek çok batılı kaynakta, Osmanlı Devleti’nin altı yüzyıl boyunca devam etmesinin temel nedeninin, üstün yetenekli çocukları Enderun’a devşirme yöntemiyle seçip orada eğitim verdikten sonra ülke yönetimini bu kişilere emanet etmesi olarak gösterilmektedir. Amerika’da Enderun Mektepleri hakkında 350’ye yakın akademik çalışma yapılmıştır.

Devamını oku...
 

Bizim Ahıska Dergisi

E-posta Yazdır PDF

Bizim Ahıska Dergisi

BİZİM AHISKA
Üç Aylık Kültür Dergisi
Yerel Süreli Yayın
Sahibi - Genel Yayın Yönetmeni
ve
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

Yunus Zeyrek

Devamını oku...
 

5. ULUSLARARASI TÜRK ASYA KONGRESİ

E-posta Yazdır PDF

 
5. ULUSLARARASI TÜRK ASYA KONGRESİ

5. ULUSLARARASI TÜRK ASYA KONGRESİ
"Asya’da Güvenliğin İnşası ve CICA"
( 3 - 5 Haziran 2010, İstanbul )

 

Uluslarası Türk Asya Kongresi Türkiye’nin Asya’ya açılımına destek olmak, Asya ile yüzyıllar öncesine dayanan bağlarımızı yeniden canlandırmak, kıta ile aramızdaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkileri geliştirmek amacıyla düzenlenmektedir. 

www.tasamasya.org 

Tarih / Date
3 - 5 Haziran 2010 / İSTANBUL
3 - 5 June  2010 / ISTANBUL


Yer /
Place
Cevahir Kongre Merkezi Şişli İSTANBUL
Cevahir Congress Center Sisli ISTANBUL


İrtibat - LCV / Contact
Mustafa KELLECİ + 90 212 635 61 51

 

Balkan İletişim Ağı Yıllık Konferansı

E-posta Yazdır PDF

3. Uluslararası Balkan Kongresi

Tekirdağ çok önemli bir Balkan organizasyonuna ev sahipliği yapacak.

Bu yıl üçüncüsü yapılacak olan Uluslar arası Balkan Kongresi’nin konusu “Balkanlar’da Bölgesel İş Birliğinde STK ve Düşünce Kuruluşlarının Rolü” olacak. Kongrenin açılışını Devlet bakanı Selma Aliye Kavaf ve Devlet bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış yapacaklar. 

28 Nisan - 1 Mayıs tarihleri arasında yapılacak kongreye İzmir’den bölgenin tek düşünce kuruluşu olan Balkan Stratejik araştırmalar Merkezi (BASAM) davet edildi. BASAM başkanı Rifat Sait, kongrenin ikinci günü “Balkanlar’da STK’ların önemi ve etkisi” konulu bir konuşma yapacak. 

Tekirdağ valiliği, TASAM ve Namık Kemal üniversitesi’nin ortak organizasyonunda gerçekleşecek olan bu önemli kongreye 12 Balkan ülkesinden yüzlerce akademisyen, STK ve Düşünce kuruluşlarının temsilcileri, gazeteci ve yazarlar katılacaklar. 

Kongreyi takip etmek isteyen basın mensuplarının ulaşım ve konaklama giderleri Kongre organizasyonu tarafından karşılanacak. 

Balkan İletişim Ağı Yıllık Konferansı

 

XIII-XVIII. Yüzyıllarda Bugünkü Ukrayna Coğrafyasında Türk – Slav İlişkileri

E-posta Yazdır PDF

T.C.
MARMARA ÜNİVERSİTESİ
Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü

K O N F E R A N S

Prof. Dr. Svitlana BILIAIEVA
“XIII-XVIII. Yüzyıllarda Bugünkü Ukrayna Coğrafyasında Türk – Slav İlişkileri”

Tarih: 21 Kasım 2012, Çarşamba, Saat: 14:00 - 16:00
Yer : M.Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu

Ukrayna haritası

 

Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları

E-posta Yazdır PDF

Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları

Ümit ÖZDAĞ

Yıllarca önce Türk Diplomatik adlı bir dergi vardı. Son derece kaliteli, Türk Dünyası ve uluslar arası ilişkiler konusunda uzmanlaşmış bir dergi idi. "Türk Diplomatik" Erol Cihangir tarafından çıkarılmaktaydı. Değerli araştırmacı Erol Cihangir, artık Turan dergisini yönetiyor. Hani Şeyh Şamil’in duasında bir sitem vardır ya, “Şamil’i bilmeyen Ata’sını ne bilir?” diye, biz de “Turan dergisini bilmeyen de Yeniçağ gazetesini ne bilir?” diyerek bu sitemi bir başka boyuta taşıyabiliriz. Çünkü Turan dergisi öyle önemli bir dergidir.

Erol Cihangir sadece Turan dergisinin genel yayın yönetmeni değil aynı zamanda Doğu Kütüphanesi adlı yayınevinin de sahibidir. Doğu Kütüphanesi, güncel konulardan çok tarihi araştırmaları yayınlayan ihtisaslaşmış bir yayınevidir. Bugünlerde Erol Cihangir, büyük bir projeye imza attı ve İsmail Hami Danişmend’in İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi adlı altı ciltten oluşan dev ansiklopedik kitabını yayınladı. Ancak bu konuya bir başka yazımda değinip, bugün Doğu Kütüphanesi’nin yayınladığı bir başka çok önemli kitaba değinmek istiyorum: Kitabın adı, Yeniçeri Ocağı-Tarihi ve Yasaları. Kitabın yazarı, değerli tarihçi Orhan Sakin.

Yeniçeri Ocağı-Tarihi ve Yasaları, kuşe kağıt, pahalı baskı gibi özel ürünler kullanılmamış olmasına rağmen, baskı kalitesi açısından bugüne değin gördüğüm en şık ve kaliteli baskıya sahip kitap. Bu tür kitaplarda alışık olmadığımız şekilde kitabın içinde onlarca büyük bir bölümü renkli olan resimler ile yeniçerilerin değişik sınıflarının ne giydiklerini görmek mümkün. Ancak kitap sadece şekil açısından mükemmel değil. Osmanlı arşivlerinde uzman olarak çalışan ve bu kitabından önce Türk tarihi ile ilgili 12 değerli esere imza atan Orhan Sakin, Yeniçeri Ocağı-Tarihi ve Yasaları adlı kitabında 200 seneden bu yana geçerli olan ve genel kabul gören bir teze meydan okuyor, sarsıyor. Orhan Sakin’in savunduğu tezi 18 yaşında iken bir cümlede özetlenmiş şekilde rahmetli Dündar Taşer’den okuduğumu hatırlıyorum. O zaman garipsemiş, dudak bükmüştüm. Ve şimdi Dündar Taşer’in neden Dündar Taşer olduğunu bir kez daha anlıyorum. Allah rahmet eylesin.

Yazının devamı için: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=20603

 

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Müftüsü Anas Pşihaçev öldürüldü.

E-posta Yazdır PDF

Moskova'da ırkçı, dazlak gruplar ve Kafkasya gençleri arasında gerginlik yaşanırken, Rusya Federasyonu'na bağlı Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Müftüsü Anas Pşihaçev kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü. 

Kuzey Kafkasya'nın Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Müslüman Dini İdaresi Başkanı Müftü Pşihaçev'e yönelik silahlı suikast gerçekleştirildi. Rusya Başsavcılığı Soruşturma Komisyonu Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Dairesi'nden yapılan açıklamada, "Moskova saatiyle akşam 19.30'ta kimliği belirsiz kişiler başkent Nalçik'te müftü Pşihaçev'e silahlı saldırı düzenledi. Saldırganlar Pşihaçev'i Yesenin sokağındaki evinden dışarı çağırdı ve sonra dört el ateş etti. Müftü olay yerinde hayatını kaybetti" denildi.

Rus Ria Novosti Haber Ajansına konuşan Müftü Pşihaçev'in akrabaları olayı doğruladı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Pşihaçev, Kuzey Kafkasya'nın en önemli İslam liderlerinden biri idi. Kardeşi Şafig Pşihaçev de Kuzey Kafkasya Müslüman Koordinatör Merkezi'nin Moskova Temsilcisi görevinde bulunuyor.

Kuzey Kafkasya'nın başlıca İslam liderlerinden biri sayılan Pşihaçev, evli ve üç çocuk babası idi.

Devamını oku...
 


Sayfa 6 - 7


Kimler Sitede

Şu anda 57 ziyaretçi çevrimiçi