TURAN JEOPOLİTİĞİ

Altaylardan Tunaya

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa Doğu Kütüphanesi DOĞU KÜTÜPHANESİ KİTAPLARI

DOĞU KÜTÜPHANESİ KİTAPLARI

E-posta Yazdır PDF


Doğu Kütüphanesi

  

ANADOLU TÜRKÜLERİ VE MUSİKİ İSTİKBALİMİZ

ANADOLU TÜRKÜLERİ VE MUSİKİ İSTİKBALİMİZ

MAHMUT RAGIP GAZİMİHAL

SAYFA: 220
EBAT: 13,5x21

Türkiye'nin batılı mânâda ilk musıkî bilginlerinden olan Mahmut Ragıp Gazimihal, 1900 yılında İstanbul'da doğmuştur. Babası Dr. Yusuf Ragıp Bey'dir. Kumkapı Fransız Koleji'nde başladığı öğrenimini Vefa Ortaokulunda sürdürmüştür. Ancak geçirdiği kazaya yüzünden tahsiline ara vermiş ve lise öğrenimini sonradan tamamlamıştır.
Küçük yaşta müzik ve halk bilimine ilgi duymaya başlayan Mahmut Ragıp Gazimihal, altı yaşından itibaren beş sene Türk Müziği çalışmış, daha sonra batı tekniği ile keman eğitimi görmüştür.
Müzikoloji ve folklor alanında değerli eserler bırakan Gazimihal, bütün kitaplarını hayatının son günlerine kadar Müzik Tarihi ve Nazariyatı öğretmenliği yaptığı Ankara Devlet Konservatuarı Kütüphanesi'ne bağışlamıştır. Ömrünü genel müzik bilimi, müzik tarihi, çalgı bilimi ve halkiyata adayan bu değerli müzik ve kültür adamı, 13 Aralık 1961'de, altmış bir yaşında, İstanbul'da Şehzedebaşı'ndaki evinde vefat etmiştir. Cenazesi ertesi günü Eyüp Gümüşsuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedilmiştir.
  

 

BAŞKOMUTAN ENVER PAŞA  BAŞKOMUTAN ENVER PAŞA 

KURT OKAY

SAYFA: 368
EBAT: 13,5x21

Enver Paşa'nın çocukluğundan, Manastır'da askeri okul yıllarında ''Genç Türkler '' hareketine katılmasına, Makedonya'da eşkıya takibinden, Trablusgarp savunmasına, Çanakkale savaşından, Edirne'nin kurtuluşuna ve şehit düştüğü Türkistan topraklarındaki son anına kadar bütün hayatıyla, buhranlı yılların en karanlık olaylarını Türkistanlı bir ilim adamı olan Kurt Okay 1932'de Almanca olarak yayınlamış. Türkçe’ye ilk defa çevrilip yayınlanan bu eser Enver Paşa'nın iç dünyası kadar, bu güne kadar bilinmeyen pek çok tarihi hadiseye de ışık tutuyor. 

 

 

 

OSMANLI AMERİKAN YARDIMLAŞMALARI 

FATMA ÜREKLİ

SAYFA: 228
EBAT: 13,5x21

18. yy´ın son çeyreğinde bir devlet olarak dünya siyaset sahnesine çıkan ABD, kuruluşunun ilk yıllarından itibaren dönemin en büyük gücü olan Osmanlı Devleti ile resmi ilişki kurmak üzere bir takım teşebbüslerde bulunur.

1830´da imzalanan Osmanlı - ABD Ticaret ve Dostluk Anlaşmasıyla ABD´ye en imtiyazlı devlet statüsü bahşeden Osmanlı Devleti, bu anlaşmaya binaen ABD iç savaşında kullanılmak üzere bir deve nakliye katarı gönderir. 19. yy´da "yüzyılın en büyük felaketi" olarak nitelendirilen "John Stown" sel felaketi ile 1894´deki yangın afetinde ABD´ye ilk yardım yapan devletlerden biri yine Osmanlı Devleti olur.

II. Abdülhamid´in bizzat ilgilendiği bu afet yardımları ve ABD´ye verilen imtiyazlar, Osmanlı Devleti´nin ve bilhassa II: Abdülhamid´in dış siyasetini aydınlatması bakımından oldukça önemlidir.

 

CEMİL MERİÇ İLE SOHBETLER 

HALİL AÇIKGÖZ

SAYFA: 384
EBAT: 13,5x21

20.yüzyılın son dönem Türk düşünce tarihinin yegane mütefekkiri olan Cemil Meriç, bir Türk entelijansiyasının oluşumu için aynı zamanda bir Promete vazifesini de üstlenmiştir. Cemil Meriç'in geride bıraktığı fikir mirasının anlaşılması kadar, onun bu mirası hangi bedel karşılığı ödediğinin bilinmesi tabii bir aydın sorumluluğudur. Cemil Meriç'in kâtipliği yanında, aynı zamanda talebeliğini de yapan Halil Açıkgöz'ün kaleminden, bir fikir adamının sevinçleri, ıstırapları ve feryatları ve isyanlarıyla Cemil Meriç'in iç dünyası ve tahlilleri için tek orijinal eser. 

 

ÖZGÜRLÜK YOLU 

GÜLÇİN ÇANDARLIOĞLU

SAYFA: 237
EBAT: 13,5x21

Osman Batur’un hayatı ve mücadelesi üzerine yazılan bu anılar, Osman Batur hakkında bugüne kadar yayınlanmış eserler içinde belki de en önemlilerinden biridir. Çünkü, bu anılar 1942-1952 yılları arasında onun en yakınında bulunan Nurgocay Batur’un anlattıklarından meydana gelmiş ve Prof.Dr. Gülçin Çandarlıoğlu tarafından Alihan Töre, Dr. Mesut Sabri Baykuzu, Mehmet Emin Buğra, İsa Yusuf Alptekin ve Delilhan Canaltay gibi dönemin önemli şahsiyetlerinin anılarıyla mukayese edilerek yayına hazırlanmıştır.

 

RODOS'TA SAKLI ZAMANLAR 

ŞAHAP KAŞLIOĞLU

SAYFA: 192
EBAT: 12X26

Dört albüm dolusu resimden oluşan bu prestij çalışması, 1912'de Trablusgarp'taki direnişimize karşılık, acınası güçsüzlüğümüzle İtalyanlar tarafından işgal edilen Rodos adasının o yıllardan, günümüze kadar uzanan Rodos Türk hayatının, sokaklarından, esnafına, imamından, cemaatine, öğretmeninden, öğrencisine, çöpçüsünden, avcısına kadar yaşayan, canlı bir Rodos Kütüğü özelliği taşımaktadır. Dört renkli, iplik dikiş, kuşe kağıda son derece orijinal bir mizanpajla hazırlanan eser, fotoğraf metinlerinden bağımsız olarak, Ali Fuat Örenç'in muhtasar Rodos Tarihiyle tamamlanmış.  

 

SULTAN GALİYEV DAVASI 

EROL CİHANGİR

SAYFA: 240
EBAT: 13,5x21

“Eşit olmayanlar arasında iki isim var. Bunlardan biri Türkler, ötekisi ise müslümanlardır. Bunlar en çok ezilen ve ayak altına alınanlardır. Hiç kimse ve hiçbir şey bunları benim yüreğimden söküp alamaz. Ne olursa olsun milletime olan bu sevgim sönmeyecek. Ancak ben öldüğümde benimle birlikte sönecek. İşte bu sevgi, beni bir yerden başka bir yere atıyor, kaderime çizgi çekiyor. Bu kader de, bütün gücümü halkım için sarf edeceğim.”

Böyle diyordu Sultan Galiyev. Hayatının sonuna kadar dünyanın bütün mazlum milletleri için mücadele etti. Sultan Galiyev, ölümünün efsaneye karıştığı 1930’lara kadar yönetimine karşı savaştığı Stalin ve cellatları tarafından Moskova Lubiyanka hapishanesinde kurşuna dizilip öldürüldüğünde, artık bütün mazlum milletler nezdinde 3. Dünyanın tartışmasız tek önderiydi.
 

 

TOPLUMSAL SAPMA

ABDULLAH KORKMAZ - BEKİR KOCADAŞ

SAYFA: 272
EBAT: 13,5x21

Suç ve sapma, günümüz toplumlarının çözüme kavuşturmak için yoğun çaba sarf ettikleri problemlerin başında gelmektedir. Sapma davranışı izah etmeye çalışan sosyolojik teoriler, belli bir toplumsal yapıyı dikkate almaktadır. Sosyal sistemin işleyiş özellikleri, kurumsal yapı, rol ve statü yapısı, yaşanan sürecin ortaya çıkardığı özellikler dikkate alınmadan sapma davranışın oluşum sebepleri izah edilemez.
Gazete ve televizyon haberlerinde, magazin programlarında her gün izlenen, bazen suç teşkil eden bazen eğlence tarzı olarak kamu oyunun gündemine taşınan davranışlar, izleyenlerde tepkiye yol açıyorsa sapma problemiyle karşı karşıya olduğumuz anlaşılmalıdır.

 

TRABZON ÇAYKARA HALK KÜLTÜRÜ 

PROF. DR. ALİ ÇELİK

SAYFA: 365
EBAT: 14x21

“Söz uçar yazı kalır” diyen atalarımız bugün en az geçmiş kadar önemli olan tespit ve tavsiyelerini taşlar üzerine kazıyarak bize ulaştırmışlardır. Biz bundan hareketle binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan insanımızı, onun bugüne kadar taşıdığı gelenek, görenek, örf ve adetlerini, milli değer yargılarını, inancını, kısaca maddi ve manevi kültürünü ortaya koyarak, hem Çaykaralıya hem de Çaykaralıları merak edenlere onun tarihini, kültürünü, yaşayışını ve zevkini tanıtmaya çalıştık.

 

 

TÜRKİSTAN İSTİKLAL HAREKETLERİ VE ENVER PAŞA 

ABDULLAH RECEP BAYSUN

SAYFA: 222
EBAT: 13,5x19,5

Enver Paşa'nın Belcivan'da şehit düştüğü Rus taarruzu esnasında yakınında bulunan Abdullah Recep Baysun'un hatıralarında, Enver Paşa'nın Türkistan'a gelmesi, bağımsızlık savaşını örgütlemesi, buna karşı çıkan yerli beyler ve din adamlarının ihanetleri, Enver Paşa'yı gerçek bir kurtarıcı olarak gören Türkistanlı aydınların çabalarına kadar bir dönemin canlı şahidinin kaleminden gün yüzüne çıkan hatıraların ilginç olan bir yanı da Sovyet yönetim yıllarında bu kitabın Rusça'ya çevrilip, hizmete özel olarak, istihbarat elemanları tarafından altı çizilerek takip edildiğidir. 

 

SARAY GÜNLÜĞÜ 

MEHMET ALİ BEYHAN

SAYFA: 396
EBAT: 16x24

Osmanlı Devleti, bir cihan devletine yaraşır şekilde her şeyin kayıt altına alınması demektir. Yönetim merkezi olan Saray'da bundan ayrı düşünülemez. Sarayın gündelik hayatına ait, bayram merasimlerinden, Cuma selamlığına, Cirit oyunlarından, Ramazan eğlencelerine, Yeniçeri isyanlarından, huzur derslerine kadar akla gelen ne varsa, üç padişahın (2. Mahmut, 3. Selim, 4. Mustafa) sır katipleri tarafından tutulan günlükler,tıpkı basımıyla birlikte uzman bir arşivci olan İstanbul Üniversitesi hocalarından Mehmet Ali Beyhan'ın titiz bir çalışmasının sonucu ilgilenenlerin ve tarihçilerin dikkatine sunuluyor.

 

BİR 12 EYLÜL ŞAHİDİ OLARAK MAHPUSHANE MEKTUPLARI 

AHMET AYTAÇ

SAYFA: 224
EBAT: 13,5x21

12 Eylül 1980

Geceyi çeyrek geçe, yolların tutulup, barikatlar kurularak, Amerikan Jiplerinden inen Sten tabancalı adamların, insanları derin uykularından uyandırarak, Amerikan arabalarına doldurup, meçhul yerlere götürüldüğü o meş'um Eylül gecesi.

Türkiye'nin geleceği üzerine anlaşmaya varılmakla son bulan 80 darbesiyle, cuntacılar görevlerini tastamam bitirip, geleceği İMF ve uluslararası emperyalizmin işbirlikçilerine teslim ettiklerinde, on yıldan beri devam eden örtülü iç savaş da son bulmuştu.

Bunun bedeli ise, iç savaş yıllarında birbirine hasım hale getirilen bu toprağın çocukları Ülkücülerle, Solculara ağır bir bedel olarak ödetilecekti. Cunta hücreleriyle, mahkemeleri ve hapishanelerinde hatıra ve mektuplar o yılların canlı tek şahitleri olarak kaldı. Bunlardan Sol'a ait bir kısmı yayınlanırken, Ülkücülere ait olanlar hemen hemen hiç yayınlanmadı. Kırgınlıklar, unutulmuşluklar, ihanetler ve bütün fukaralığına rağmen yine de Türkiye adına bir umut ışığı taşıyan bu toprağın çocuklarına ait mektuplar, mahkum Ahmet Aytaç'ın kaleminden ibretlik birer vesika olarak tarihe kayıt düşmektedir.  

 

FİRARİ SEVDAMFİRARİ SEVDAM 

AHMET AYTAÇ

SAYFA: 295
EBAT: 13,5x21

İnsan hayatının baştan sona bir firar olmadığını kim iddia edebilir ki?

Dünyaya merhaba dememizle başlayan insanoğlunun bu kaçış hikayesi, ölüm denen "büyük gözaltı" ile son bulmuyor mu?

Hep kaçmıyor muyuz? Kimi zaman gerçeklerden, kimi zaman sevdiklerimizden?

Hatta bir sevgiye, bir kurtuluşa koşarken bile, bir başka sevgiden veya sevenden kaçmıyor muyuz?

"Firari Sevdam" baştan sona özel bir alanda ve dar bir zamana sıkıştırılmış böylesi bir kaçışın hikayesi. Kim demiş, "mahpushane bir esaret hücresi" diye?

Belki de, insanın iç hürriyetinin ulaşabileceği yegane sığınak.

Sözde "mahpushanenin demir parmaklıkları" arkasından kurtulup! Hürriyet adına yola çıkan, son derece ilginç tesadüflerle savrularak bir manastırda devam eden genç bir adamın hikayesi bu, "Firari Sevdam"

Çoğumuzun kaderinde yazılı olabilecek böylesine bir firara hazır mısınız?

Roman konusu

Cezaevinden şartla tahliye olduktan sonra infazı yanan bir gencin tekrar Hapishaneye girmemek için başkasının kimliğiyle Belçika ya gelir ve iltica´ya müracaat eder. Türkiye Cumhuriyetinin aleyhine ifade vermediği Türkiye’yi kötülemediği aksi halde savunduğu için iltica talebi reddedilir ve illegal olarak bu ülkede yaşamak için mücadeleye girişir. Kendisine yer verilen yer Katolik Manastırıdır. Bir yıla yakın Manastırda Rahibelerin ve rahibe adaylarının arasında yaşar ve iki din iki kültür arasındaki çelişkiler kurulan tuzaklar neticesinde yılmadan mücadele eder.

Kendisine teklif edilen imkanları kabul etmediği için olmadık zorluklarla karşılaşır ve vermiş olduğu mücadele sonunda bu ülkede oturum hakkını illegallere çıkan af tan yararlanarak alır. 1994 yılından 1996 yılına kadar Anvers şehrinde Türkleri yıldırmak isteyen bölücülerle ve Türk gençlerinin uyuşturucu bataklığına girmemesi benliğini kaybetmemesi için girdiği mücadeleyi anlatıyor. 

 

AZERBAYCAN'DA ROMANTİK TÜRKÇÜLÜK

AZERBAYCAN'DA ROMANTİK TÜRKÇÜLÜK 

AYBENİZ ALİYEVA KENGERLİ

SAYFA: 396
EBAT: 13,5x20

Türkiye’de Türk Milliyetçilik hareketinin fikri temelleri Azerbaycan ve Kazan merkezlidir. Bu hareket Rus hegomanyası altındaki Azerbaycan’da uzun acılarla inkişaf eden Türk Milliyetçiliğinin kültürel birikimi üzerine son derece titizlikle hazırlanmış akademik bir çalışma.  

 

BATMAN KILINÇ BATMAN KILINÇ 

AQIL ABBAS

SAYFA: 233
EBAT: 16x23,5

Edebiyat eserleri serisinin ilki olan Batman Kılınç, tanınmış Azerbaycan edebiyatçılarından Aqil Abbasov'un kaleme aldığı tarihi bir roman olup, tarihte İran-Turan ve Mogol mücadelelerini, tarihi gerçeklerden yola çıkarak, dönemi kahramanları ve olaylarıyla ustalıkla romantize ettiği özgün bir edebiyat çalışması olarak meraklılarına sunuyor.   

 

ÜNİVERSİTELER İÇİN TÜRK DİLİÜNİVERSİTELER İÇİN TÜRK DİLİ 

R. SELÇUK UYSAL

SAYFA: 233
EBAT: 16,5x23,5

Türkçe, bizim ana dilimiz. Onunla düşünüyor, onunla anlaşıyoruz. Pek çok dil bilinse bile, insan ana dili ile düşünür. Düşünebilmek içinse, kelimelere ihtiyacımız vardır. Alain’in dediği gibi insan kelimelerle düşünür. Dil, biyolojik manada olmasa bile canlı bir varlıktır. Aynı dili konuşan fertler arasında adeta bir antlaşma, bir sözleşme yapılmış gibidir. Bu insanlar, belli kavramları, belli nesneleri belli sözlerle karşılarlar. Temelinde sesler bulunan bu canlı varlık, toplumla fertlerini birbirine bağlayan bir kurumdur.

 

ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK KISKACINDA ULUS DEVLET VE TÜRKİYE ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK KISKACINDA ULUS DEVLET VE TÜRKİYE 

MUSTAFA TALAS

SAYFA: 188
EBAT: 13,5x21

Küresel güçlerin merkezindeki ülkelerin stratejik analizlerinde, resmi ve yarı resmi nitelikli güvenlik uzmanlarının çalışmalarında ve çeşitli gelişme ve ilerleme raporlarında mevcut olan ortak nokta, sınırların değişmesi ve yeni site devletlerinin ortaya çıkarılması şeklindedir. Bunlar dikkatli bir şekilde analiz edildiğinde, adres hep genelde Ortadoğu ve özelde de Türkiye olarak kendini göstermektedir. Bu kitap, çok yönlü olan meseleye sosyolog gözüyle bakılarak analizin nasıl yapılacağı konusunda önemli ip uçları vermektedir.  

 

ENVER PAŞA'NIN ORTADOĞU SEYAHATİ ENVER PAŞA'NIN ORTADOĞU SEYAHATİ 

KÜRT MUHAMMED ALİ

SAYFA: 218
EBAT: 13,5x21

Osmanlı Beyrut çevrelerinde tanınmış bir aydın olan Muhammed Kürt Ali tarafından Arapça olarak Beyrut'ta yayınlanan bu eser, Enver Paşa'nın 1916'da çıkmış olduğu Kudüs, Halep, Şam, Filistin ve Mekke-i Mükerreme seyahatlerini konu almakla, Enver Paşa başta olmak üzere, Çanakkale savaşı, Edirne savunması, Trablusgarp direnişiyle, İttihatçılığın Osmanlı Arap aydınları arasında neler ifade ettiğine dair son derece ilginç bilgiler vermekte, eser, dilimize ilk defa Arapça nüsha esas olmak üzere, içindeki Fransızca ilave metinlerin de tercümesiyle ilgilenenlerin dikkatine sunuluyor.  

 

GELENEKTEN MODERNLİĞE KALIPLAŞAN YENİLİK GELENEKTEN MODERNLİĞE KALIPLAŞAN YENİLİK 

DR. TANER TATAR - DR. YAŞAR KAYA

SAYFA: 272
EBAT: 13,5x21,5

Modernlik, yeniliğin üretim bandında standardize edilmiş ürünler olarak imal edilirken; gelenek, ürünler pazarında rekabet edilen rakip büyük firmalar olarak görülmektedir. Değişme kabiliyetinden mahrumiyet yada değişime mukavemet, yenilikleri sürekli etkilemekte, her defasında bir yenilik ortaya konulmaktadır.

Bir taraftan modernlikte tek yo! çizilirken, diğer taraftan merkezde belirlenenlere çevrenin uyum göstermesi, böyle bir kabiliyeti bulunmuyorsa, itaat edilmesi gerektiği hakim bilgi olarak yaygınlık kazanmaktadır. İşte bu noktada modernliğin kalıplara dökülmüş uyum tarzı, itaat mecburiyetine dayalı bir olgu olmadığını, farklı modernliklerin bulunduğunu tesbit etmek açısından uygulamalı alanlarda yerinde yapılacak araştırmaların önemi ortaya çıkmaktadır.   

 

KÜREDE DÖNEN SİYASET KÜREDE DÖNEN SİYASET 

DR. TANER TATAR

SAYFA: 264
EBAT: 13,5x19,5

Diğer yandan Küre, siyasi harita ve kimliklerden arındırıldığında, adlandırmaların bakış açısıyla, duruş noktasına bağlı olarak; sanayi, modernizm, yapısalcılık ve liberal gibi pek çok kavramın başına getirilen "Post" nitelendirilmesi, enformasyon ve teknolojiye vurgu ile yapılan toplum tanımlamasına, en sonunda da mevcudu ifade ediyormuş gibi sunulan Küreselleşme kavramı başlı başına bir değer ve ideoloji olarak karşımıza çıkmaktadır.

Siyasetin bu kavramlarla biçimlendirildiği yeni Küresel oluşumun karşısında tutanak noktalarının neler olabileceği sorusu hemen hemen herkes tarafından sorulmaktadır.  

 

OĞUZCA'NIN KARADENİZ SERÜVENİ OĞUZCA'NIN KARADENİZ SERÜVENİ 

ATİLLA JORMA

SAYFA: 184
EBAT: 13,5x21

Büyük Türk dil ailesi içinde ''Oğuzca'', aitlik duygusunun sosyolojik birliğin genel ölçütü olduğu kadar, bundan daha da önemlisi kültürel antropolojinin de temel ölçütlerinden biridir. Ancak, kültür/dil bağlamında Oğuzcanın Karadeniz havzasındaki kapsam alanı (Kerkük, Hazar çevresi, Gürcistan, Anadolu Karadeniz’i, Kırım, Ukrayna, Bulgaristan ve Macaristan) göz önüne alındığında, bir dil'in etki alanı kadar, bölgedeki etnik çalışmalara da geniş ölçüde cevap verecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Finli Türkolog Atilla jorma'nın bu çalışması bu yolda ilginç tespitlerle, genç araştırmacılara ışık tutmaktadır.   

 

RODOS VE ON İKİ ADA  RODOS VE ON İKİ ADA 

ALİ FUAT ÖRENÇ

SAYFA: 607
EBAT: 16x24

Uluslararası Kara Suları, Kıta Sahanlığı, Fır hattı gibi konularla adı duyulan ama gerçekte ne olduğu pekte bilinmeyen Ege Denizindeki Rodos ve 12 Adalar hakkında bütün bilinenleri altüst eden son derece titiz ve hacimli bu çalışma, İstanbul Üniversitesinin genç Tarihçilerinden Ali Fuat Örenç imzasını taşıyor. Osmanlı arşivleri başta olmak üzere, yabancı kaynakların da taranmasıyla ortaya çıkan en yetkin bir çalışma olarak, sadece araştırmacılara değil, uluslararası Deniz Hukukçularından, Denizcilik sektörüne, Türk hariciye ve devlet adamlarına başvuru kaynağı niteliğindedir.

  

TÜRK DÜNYASINDA DİN VE GELENEK ÜZERİNE TÜRK DÜNYASINDA DİN VE GELENEK ÜZERİNE 

ENGİN AKGÜN

SAYFA:
EBAT: 13,5x19,5

Şamanizm, Burhanizm ve Yesevilik “Türk Dünyasında Din ve Gelenek Üzerine” adını taşıyan bu derleme, Türk Dünyasının kültürünü, ve bu kültür hayatı içerisinde, özellikle dini hayatı ve inançları ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, Rus ve Sovyet dönemiyle bağımsız Kazakistan Cumhuriyet dönemi araştırmacıların eserlerine yer verilmiş olup Türk Dünyası için son derece önemli olan üç konu üzerinde durulmaktadır.
Bunlardan birincisi, güney Sibirya ve Altay Türklerinin kültürünü anlamada önemli bir yapı taşı olan Şamanlık ve Burhanlık, ikincisi Orta Asya’daki Şamanlık, üçüncüsü ise Türk halkları için büyük öneme sahip olan Yeseviliktir. Hemen hepsi konusunun uzmanı olan ünlü Etnolog, Türkolog ve Kültür bilimi adamları tarafından ele alınan konular, Türk Dünyasını tanımlama kadar, konuya ilgi duyan ilim çevreleri içinde son derece özgün araştırma, inceleme ve yorumlar içermektedir.
  

 

TÜRKLÜK MESELELERİ  TÜRKLÜK MESELELERİ 

İSMAİL HAMİ DANİŞMEND

SAYFA: 278
EBAT: 13,5x21

Türk ilim ve fikir aleminin yakından tanıdığı üstad İsmail Hami Danişmend'in Türklüğü ve Türkiyat konularını yakından ilgilendiren, millet ve milliyetçilik nazariyelerinden, Kızılelma efsanesinin kaynaklarına, Türklerde tiyatrodan, mumya geleneğine kadar pek çok orijinal Türkiyat meseleleri yanında, bazı art niyetli Kur'an müfessirlerinin Türk milletine yönelik tezyif ve tahrikleri, bu yolda Kur'anı nasıl tahrif ettiklerine ilişkin son derece şaşırtıcı bilgilerin yer aldığı bu eser, yıllar sonra yeni baskısıyla, meraklısı kadar Türkiyat çevreleri içinde son derece elzem bir kaynak.  

 

DEĞİŞME VE FARKLILAŞMA 

ABDULLAH KORKMAZ

SAYFA: 296
EBAT: 13,5x21

Avrupa toplumlarında zümre tipi tabakalaşmanın olduğu dönemde Osmanlı toplum yapısı incelendiğinde farklı bir tabakalaşma sistemi ile karşılaşılmaktadır. Osmanlı devlet rejimi feodal ya da teokratik olmadığına göre onu nasıl tanımlayacağız?
Onun en kısa tanımlanışını Batı Avrupa siyasa ve din geleneğinden farklı bir gelenekten geldiğini hatırlatmakla anlayabiliriz. Bu özellik bazı ilim adamlarınca; siyasaca doğu despotizmi, dince Sünni Halife geleneği olarak nitelendirilmektedir.
Avrupa toplumlarında zümre tipi tabakalaşmanın olduğu dönemde Osmanlı toplum yapısı incelendiğinde farklı bir tabakalaşma sistemi ile karşılaşılmaktadır. Osmanlı devlet rejimi feodal ya da teokratik olmadığına göre onu nasıl tanımlayacağız?
Onun en kısa tanımlanışını Batı Avrupa siyasa ve din geleneğinden farklı bir gelenekten geldiğini hatırlatmakla anlayabiliriz. Bu özellik bazı ilim adamlarınca; siyasaca doğu despotizmi, dince Sünni Halife geleneği olarak nitelendirilmektedir.
 

 

EMİR TİMUR VE MİRASI 

HEYET

SAYFA: 481
EBAT: 16x24

Türk tarihinin önemli hükümdarlarından sayılan Emir Timur hakkında Türkiye´de çok farklı fikirler vardır. Onun özellikle 1402´de Ankara´da Yıldırım Beyazıt ile savaşarak yenilgiye uğratması Türk tarihçileri tarafından ağır eleştiriler almasına yol açmıştır. Buna karşılık Timur´un askeri dehasını ve bilge devlet yönetimini savunanlar da vardır. Hatta, tarihe meraklı olan Atatürk Timur hayranı olduğunu bir çok kere dile getirmiştir. Atatürk´e göre, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük komutanı Timur´dur. Çünkü, hiçbir savaşı tesadüfe bırakmamıştır. Gerekli tüm tedbirleri aldıktan sonra, savaşa girmiştir. Türkiye´de seveni de sevmeyenide bulunan Emir Timur´un dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen uzman bilim adamları İstanbul´da Mimar Sinan Üniversitesi´nde 2006 yılında, ölümünün 600. Yılında bir sempozyumda buluşarak Timur ve devri hakkında son bilgileri ve görüşleri ortaya koydular. Bu kitapta Timur´u çeşitli yönleriyle tanıma imkanına sahip olacaksınız.  

 

ENVER PAŞA'NIN VASİYETİ 

NABİCAN BAKİYEV

SAYFA: 290
EBAT: 13,5x21

Enver Paşa'nın ve İttihat Terakki'nin,1908'de Çarlık Rus istihbaratı tarafından takibiyle başlayıp, daha sonra Enver Paşa'nın Rusya'ya geçmesine müteakip, Türkistan'da başlattığı bağımsızlık hareketinin KGB başta olmak üzere Kızılordu askeri istihbarat teşkilatı tarafından takiple hazırlanan raporların Sovyetler Birliği, Özbekistan ve Tacikistan Komünist Parti arşivlerindeki birinci kaynakların ilk defa yayınlandığı bu belgeler, aynı zamanda Türkistan bağımsızlık savaşının pek çok bilinmeyen ve tartışılan konularını gün ışığına çıkarıyor.  

 

FARKLI YÖNLERİYLE KÜRESELLEŞME 

MUSTAFA TALAS - S. SALAH BİLDİRİCİ

SAYFA: 192
EBAT: 13,5x21

Küresel sıfatı, uzun bir süredir kullanılmakta olmasına rağmen, küreselleşmeye günümüzde gösterilen ilgiyle beraber kullanımda yaygınlık söz konusu olmaya başlamıştır. Küreselleşme kavramı bazıları için kapitalizmin gücünü temsil ederken, bazıları için batılılaşmayı, bazıları da yoğunluk ve melezleşmeyle birlikte heterojenite yarattığını düşünmektedir. Diğer taraftan, Devlet dışı, sosyal organizasyonların küreselleşmeyi, çevre hareketi, demokratikleşme ve insanileştirme gibi pozitif sosyal gayeleri sağlayacak kaldıraç olarak, iş adamları ise artan kar ve güç stratejisi olarak görmektedirler.

Bir başka açıdan ise küreselleşme, modernitenin sosyal, kültürel, fikri ve ekonomik boyutta kendisini dünya çapında yeniden kurmasıdır.

Değişik ve farklı bakış açılarıyla küreselleşmenin ele alındığı bu çalışmada on bilim adamı bu farklılıkları tahlil etmektedirler.  

 

FERHAT İLE ŞİRİN 

METİN ÖZARSLAN

SAYFA: 327
EBAT: 13,5x21

Ferhat ile Şirin hikâyesi klasik edebiyatta mesnevîler yoluyla Türk kültürüne geçen bir halk hikâyesidir. Hikâye yazılı gelenekten sözlü geleneğe taşınmıştır. Sözlü gelenek içindeki yayılması da basılı kitaplar sayesinde olmuştur. Klasik edebiyat geleneği içindeki bu konunun halk kitapları yolu ile daha geniş halk topluluklarına hitap etmesi ile Ferhat ile Şirin hikâyesinde asıl konunun daraltılarak, daha anlaşılır bir hâlde okuyucuya sunulduğu görülmektedir. 

  

SÖMÜRGECİLİK ÜZERİNE SÖYLEV 

AIME CESAIRE

TERCÜME: GÜNEŞ AYAS
SAYFA: 190
EBAT: 13,5x19,5

Martinikli genç bir Fransız sömürge aydını olan Aime Cesaire, sömürge ve emperyalizm karşıtlığını Fransız Komünist Partisi'nin komünist bir militanı olarak ortaya koyar. Ancak, Batı emperyalizminin hristiyanından, liberaline, milliyetçisinden, komünistine kadar aynı ırkçı kafaya sahip olduklarını fark etmesiyle, partiden ayrılırken, emperyalizm bağlamında Fransız ırkçılığının derin bir eleştirisini yapar. Bir sömürge aydınının Batı emperyalizminin anatomisi niteliğini taşıyan bu söylevi, aynı zamanda Batı'nın kütüphane kataloglarına bile alınmamasıyla da ayrı bir önem taşımaktadır. 

 

KARADENİZ'DE POST MODERN PONTUSCULUK 

MEHMET BİLGİN

SAYFA: 261
EBAT: 13,5x19,5

Türkiye coğrafyasında bölgeler veya bölge ile sınırı olan ötelerle ilgili emperyalist maksatlı çalışmalar ve istihbarat faaliyetlerin varlığı öteden beri bilinen şeylerdendir. Bu durum özellikle son on yıllarda Doğu Karadeniz'de olabildiğince bir yoğunluk kazanmıştır. Kendini tamamen bu konuya yoğunlaştıran araştırmacı Mehmet Bilgin, Karadeniz bölgesine yönelik bu çalışmalar karşısında ilim adamı ciddiyeti ve titizliği içinde dil, tarih, paleografya ve bilumum kültürel antropoloji verilerine dayanarak, Karadeniz'in yeni tarih yazımının yolunu açıyor.

 

KIBRIS BASININDA KIBRIS OLAYLARI 

RASİM KOÇ

SAYFA: 180
EBAT: 13,5x19,5

Bu çalışma, Kıbrıs Türk'ünün Milli mücadele ve bağımsızlık savaşıyla, bu savaşa, kalem ve kağıdıyla baş eğmeden katılan Dr. Fazıl Küçük'ün Halkın Sesi gazetesinin bağımsızlık sürecine olan katkısıyla, Kıbrıs Türkleri'nin dünya ölçeğinde bağımsızlık mücadelesinin boyutlarını ortaya koymaktadır.

 

KÜRENİN HALLERİ 

KOLLEKTİF

SAYFA: 236
EBAT: 13,5x21

Günümüz dünyasının yerli ve yabancı toplumbilimci, tarihçi ve jeopolitikçilerinin üzerinde en çok durup, tartıştıkları konulardan biri olan ''Küreselleşme'', orijinal kültür çevrelerinin yok olması kadar, ekonomi-politiği şirketlerin belirlediği post modern köleci düzenin habercisi niteliği taşımaktadır. Konunun uzmanı yedi kişilik bir toplumbilimci akademisyen grubu tarafından Yaşar Kaya editörlüğünde hazırlanan bu çalışma, siyaset bilimcilerden, siyasetçilere kadar konuyla uğraşanlara geniş bir perspektif sunmaktadır.

 

MECLİSTEKİ TÜRKEŞ 

RASİM KOÇ

SAYFA: 360
EBAT: 13,5x20

Adını ilk defa 1944 Turancılık Davası´yla duyuran Alparslan Türkeş, uzun meşakkatlerle dolu hayatında tek bir ideal peşinde koşmuştu. Bu ideal, Türk devlet adamlarına uluğ atamızı Bilge Kağan´dan miras kalan Türk milletini karnı tok, sırtı pek yüce bir millet olarak baki kılmaktı. Alparslan Türkeş, askeri ve siyasi bir insan olarak rahmete kavuştuğu güne kadar hep bu ideal için mücadele etmişti. Bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış olan TBMM konuşmaları onun bu ideal için neler söylediği ve neleri hedeflediği açısından Meclis zabıtalarından derlenerek ilk defa gün yüzüne çıkarılma çabasının ürünüdür. Özellikle yoğun bir buhran geçirdiğimiz şu günlerde Alparslan Türkeş´in daha 1960´lardan itibaren bu konuda dikkat çekici tespitleri, onun ne kadar geniş ufuklu bir devlet adamı olduğunu ortaya koymaktadır.

 

BEY İLE BÜYÜCÜ 

OSMAN KARATAY

SAYFA: 166
EBAT: 13,5x21,5

Eski Ortadoğu´nun halklarından Medlerin rahipler sınıfına, büyük adam anlamında Mag deniyordu. Maglarla başları belada olan Yahudiler, kötü kavimlere onların isimini verdiler: Gog ve Magog (Ye´cuc ve Me´cuc). Macarlar Mag eri, Moğollar ise Mog oğul olarak adlanıyordu. Ataları Ortadoğu´da yaşayan Türkler, bu kelimeyi bağ olarak korudular. Din adamlarına bakçı, yöneticilerine bag-beg, zenginlerine ise baş dediler. İranlılar, Hintliler ve Slavlar bu kelimeyi hem Tanrı, hem de zengin anlamında kullandılar. Türk din adamı daha sonra bağıcı-büyücü haline geldi. Yunanlılar da Medlerden duydukları Mag kelimesini büyücü olarak ifade ediyorlardı ve büg dediler. İngilizlerin ataları (Saksonlar) bunu big diye aldılar. Türklerin büyüsü (bögü) İskoçya´da bug (hayalet) haline geldi. Acaba insanlar eskiden tek bir dilde mi konuşuyorlardı? Ya da, sahi Türklerin aslı nedir, nerededir?

  

KÜRESEL ŞİRKETLER İMPARATORLUĞU 

MAHMUT RİŞVANOĞLU

SAYFA: 622
EBAT: 13,5x21

Bu kitapta, Rotschild Ailesi’nden Hitler ve Stalin ortaklığına, Soros Vakfı’ndan Alman Vakıflarına, Mafia’dan IMF’ye, General Motors’Tan ITT’ye, Liberal Connection Örgütü’nden buğday tekellerine, Vatikan’ın Kutsal Ordusu’ndan İran-Irak Savaşı’na, Allende’nin devrilişinden Bilderberg Örgütü’ne, petrol kartellerinin Venezuella, Paraguay darbelerinden Vietnam Savaşı’na ve günümüz Büyük Ortadoğu Projesi’nden, CFR’nin örgütlediği sivil toplum örgütlerine kadar uzanan küresel kapitalizmin hikayesini bulacaksınız. 

 

EMİR ŞEKİB ASLAN VE ŞEHİD-İ MUHTEREM ENVER PAŞA 

EROL CİHANGİR

SAYFA: 160
EBAT: 13,5x19,5

Lübnan'ın önde gelen ailelerinden biri olan Emir Şekib Aslan, Osmanlı Meclisinde Havran milletvekili, Beyrut ve çevrelerinde sözü dinlenen bir edip, şair, gazeteci ve fikir adamı, İttihat ve Terakki'nin Ortadoğu şefi, amansız bir Batı emperyalizmi düşmanı olarak, Kuzey Afrika'dan, Ortadoğu’ya Arap bağımsızlık hareketlerinin mimarıdır. Enver Paşa'nın en aziz dostlarından biri olarak Berlin'de yayınladığı hatıratının başlığını ''Şehid-i Muhterem'' koyacak kadar sadakat, cesaret ve salabet sahibi bir ses. Böylesine bir dostun hatıralarında Enver Paşa ve Erol Cihangir tarafından Emir Şekib'e ait bir inceleme ile birlikte ilk defa ilgilenenlerin dikkatine sunuluyor.